Ersümer ile enerji sohbeti
Dünya Enerji Dergisi Genel Yayın Koordinatörü Prof. Dr. Mustafa Özcan ÜLTANIR, Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı M. Cumhur ERSÜMER ile ekerji sektöründeki son gelişmeleri konuştu.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 1963 yılında kuruldu. O günden bugüne 35 bakan görev yaptı. Görev yapan bakanların meslek sıralamasına baktığınız zaman yedi kişi ile hukukçular başta geliyor. İki kez Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yapan bir tek kişi var. O da bir hukukçu ve şu anda enerji konularını en iyi bilen devlet adamlarımızdan biri olan Sayın M. Cumhur Ersümer.




 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

hazırlıklarında tüm zorlukları görmüştüm, hatta yaşamıştım. Resmi Gazete'de Şûra Tüzüğü'nün yayınlandığı anki sevinci yaşamıştım. Bazılarını kıskandıracak şekilde şûra hazırlanmıştı. Bu sözü beni duygulandırdı. Hiç düşünmeden, "Ben inanıyorum ki siz açacaksınız, eserinizi kimse elinizden alamayacak" dedim.



Enerjide bugünkü durum

Size o olayları soracak, onlarla ilgili yorum isteyecek değilim. Dergimizin 15 Ekim 2000'de ilk sayısı çıkarken, en başta sizin "Dünü, Bugünü ve Yarını ile Türkiye'nin Enerji Sektörü" başlıklı bir yazınız vardı. Bakanlığı bıraktığınız günden bugüne kadar da enerji sektörünü izlediğinizi ve izlemeyi sürdürdüğünüzü biliyorum.

YARGI İLE BİLEK GÜREŞİ


YATIRIMCI TERS YÜZ EDİLDİ

Bunlardan biri, güvenilirlik meselesidir. Çünkü Türkiye'nin kendi milli bütçesi ile kendi milli kaynakları ile bu yatırımları gerçekleştirmesi mümkün değildir. Her halükârda yabancı kaynak sağlaması lâzım. Bu yabancı kaynağın sağlanmasına yönelik çalışmalar da gerek yasal düzeyde ve gerekse ekonomik düzeyde elbirliği ile yapılan çalışmalar. Yani kim diyebilir ki; "İşte biz bu tahkimi şu veya bu projesinin hatırı için kabul ettik". Bu Türkiye'nin bur uluslar arası platforma çıkışıdır. "Ben uluslar arası yatırımcıyı çağırıyorum, ama tahkim güvencesi veriyorum" demektir. Bu bir çağrıdır, ama o çağrıyı duyup da gelen kalmadı. Gelenler de ters yüz geri dönüp gidiyorlar. Bu üzüntü verici bir şey.

Burada da Türkiye, BO’lar için cebinden bir lira para harcamadı. Hiç bir yere harcamadı. Ne yer temini noktasında, ne santral yapımı noktasında, ne finans konusunda hiçbir şey harcamadı. Bir tek taahhüdü var. Ürettiğin elektriği alacağım, senin gazını da bedeli karşılığında temin edeceğim. Türkiye’nin yaptığı taahhüt budur. Şimdi, bu model yanlıştır, doğrudur. Hiç kimse çıkıp da, BO’larda fiyat fazla diye bir iddiada da bugünün şartları itibari ile bulunmuyor.