Siyasiler birbirini gagalıyor...

Enerji ve Tabii Kaynaklar eski Bakanı Mustafa Cumhur Ersümer Yüce Divan kararı sonrasında 3 yıllık suskunluğunu ilk kez Akşam PAZAR için bozdu. Ersümer, "Deli saçması" dediği iddialarla 3 yıl boyunca yargılandığı Yüce Divan dönemini "İftira ve siyasi işkence süreci" diye nitelendiriyor…

 

ANAP’ın kurucularından, 55. ve 57. Hükümetlerin Enerji Bakanı, Mavi Akım, Bakü-Ceyhan Boru Hattı gibi önemli projelerin mimarlarından Mustafa Cumhur Ersümer, 3 yıldır Yüce Divan’da 27 ayrı suçtan yargılanıyordu. 26 suçlamadan aklanan Ersümer, Esenboğa Mobil Santral ihalesinde görevini kötüye kullandığı gerekçesiyle 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkum edildi ve bu cezası da ertelendi. Yargılama sürecinin ardından ilk kez açıklama yapan Ersümer, 27 iddianın 26'sından beraat etmesine sevindiğini söylese de "yolsuzluk içermeyen" bir suçlamadan ceza almasını içine sindiremiyor. Sohbetimizin satır aralarından da Ersümer'in, 27'de 26 aklanmayla yetinmeyeceğini anlıyoruz... Hukuk kökenli siyasetçi, yaşadığı süreçteki deneyimlerinden yola çıkarak, siyasi işkence ile hukukun yer değiştirmesi için yasa tasarısı hazırlığına şimdiden başlamış bile. Ersümer'e göre bu çalışması Türkiye'deki bütün siyasilere gün gelecek mutlaka lazım olacak.

Yüce Divan sonrasında memleketiniz Çanakkale'ye 100 km uzaklıkta yüzlerce araçlı konvoyla karşılandınız. Duygularınız neydi?
Beni karşılayanlar gurbetten dönen aile ferdini karşılamaya gelir gibiydiler. Burada siyasi bir nitelik yoktu. Çünkü gelenler arasında ANAP'ın yanı sıra bütün siyasi partililer ve oy verenleri vardı... Çok sıkıntılı bir süreçten sonra gerçekten çok mutlu oldum.

Yüce Divan sürecini ailece nasıl göğüslediniz?
Sonuçlarına da bakarsanız, bu iş başından sonuna tamamen siyasi bir amaçla düzenlendiği, yönetildiği ve siyasi sonuçlar elde edilmek istendiği çok net gözüküyor. Biz de baştan ailece öyle kabul ettik. Siyasetin bir cilvesi, oyunu, kazası gibi değerlendirdik. Böyle düşününce de çok rahattık.

Türkiye'de siyaset yapmak zor denilebilir mi?
Evet, gerçekten zor bir iş. Siyasetin kendi içinde kuralları var ve bir okulu da yok. Terzi kendi söküğünü dikemez misali siyasetçiler de dokunulmazlıklar, soruşturmalar ve siyasilerin yargılanmasındaki problemlerini çözme konusunda çok beceriksiz ve isteksiz davranıyorlar. Aslında geriye dönük yasalarda, hatta Anayasa'da bazı değişiklikler yaparak siyasetçilerin içinde bulunduğu bu görünür tehlikenin ortadan kaldırılması gerekir.

Nedir bu tehlike?
Mesela, eğer bu seçimde AK Parti çoğunluğu elde edemese ve diğer partilerden biri tek başına iktidar olsaydı; Başkanlık Divanı seçiminden sonra TBMM'nin bütün işi, AK Partili Başbakan ve Bakanların icraatlarıyla ilgili soruşturma komisyonları kurup, onları hızlı bir şekilde Yüce Divan'a sevk etmek olurdu... Önce hukuki bir ortam yaratılmalı. Siyasilerin hukuki değerlendirmeye tabi tutmaları lazım.

Yargılanma süreciniz halkla ilişkilerinizi etkiledi mi?
Tabii ki sıkıntılı bir süreçti. Çünkü bir bakan olarak görev yaparken bir siyasi düşünceyi temsil eden, bir partinin bakanısınız. Diğer taraftan Çanakkale'de bana güvenen hemşerilerime mahcup olma gibi bir yük var sırtımda. Sonra benim 2 oğlum var. Bana babamdan tertemiz bir Ersümer soyadı kaldı. Ben de oğullarıma aynı şekilde intikal ettirmek zorundayım.

Karara itiraz edecek misiniz?
Gerekçeleri gördükten sonra kararla ilgili hukuki değerlendirmeleri yapacağız. Ama biz, Sayın Başbakan’ın yaptığı gibi mahkeme kararlarını ‘garabet’ olarak değerlendirmeyiz. "Biz yargıya güvenmiyoruz" deyip dokunulmazlık zırhına saklananlar gibi de düşünmüyoruz. Biz bağımsız yargının bu kararına saygılıyız.

Siz de hukukçusunuz, eleştirdiğiniz bu sürecin değiştirilmesi için bir çalışma yapacak mısınız?
Siyasilerin böylesine birbirini gagaladığı, sadece birtakım siyasi amaçlarla birbirlerini yaraladıkları bu işkencenin ortadan kalkması için çalışmalarımı sürdürüyorum. Eğer önümüzdeki gündem müsait olursa yasal hazırlıkları da TBMM'ye intikal ettirmek istiyorum. Benim yapacağım çalışma bir gün gelecek herkese lazım olacak.

SİYASİ ALINGANLIK YAPMIYORUM

Suçlamalardan aklandınız peki, bu iddiaların sahiplerine karşı dava açmayı düşünüyor musunuz?
Asılsız iddiaların sahipleriyle bir hesaplaşma içinde olacağım’ demek istemiyorum ama şu kadarını söyleyeyim, önce Allah’a havale ediyorum sonra da avukatlarımla birlikte değerlendiriyorum.

Yargılanma sürecinde partinizden beklediğiniz desteği aldınız mı? Ya da genel anlamda destek konusunda kırgınlıklarınız var mı?
Hiçbir beklenti içinde olmadım. Ben siyaseti iyi bilen bir insanım. Babam Adem Ersümer, 1946'da Demokrat Parti kurucularındandı. 1960 ihtilalinde Çanakkale’deki ‘İskele’ ve ‘31 km’ olaylarından tutuklu olduğu esnada, 38 yaşında cezaevinde vefat etmiştir. Biz siyasetin her türlü sillesini yemiş bir aileyiz. Yargı süreci devam ederken ANAP Büyük Kongresi'nde Merkez Karar ve Yürütme Kurulu'na aday oldum. Kongre esnasında gördüm ki Sayın Genel Başkan beni listesine almamıştı ama 80 ilden gelen delegeler teveccüh gösterdi; biz o listeyi deldik ve MKYK’ya girdik. O noktada bile siyasi alınganlık göstermedim.

ANAP'ın geleceğini nasıl değerlendirebilirsiniz?
Sadece ANAP'ı değerlendirmek yeterli olmaz, ayrıca bizi doğru bir sonuca da götürmez. İktidar partisi dışında hangi siyasi parti genel başkanından memnun ki? ANAP'a bakıyorsunuz, aynı sıkıntıyı yaşıyorsunuz. Ben sağ-sol diye bir ayırım yapmak da istemiyorum. Netice itibariyle liderlerinden memnun olmayan partiler var ve bu partiler ümit ettikleri oyları da alamıyorlar. Siyasetin seçmen önüne tercihler koyması gerekirdi ama bu yapılamadı.

Politikaya devam mı?
Yaşım 55 ve 25 yıldır da politika yapıyorum. Herkes başarılı bir politikacı olduğumu söylüyor. Ben öyle "Kendi köşeme çekileyim de oturayım" diyecek birisi değilim. 1983'de 29 yaşındayken ANAP İl Başkanı olduğum heyecanı hâlâ yaşıyorum. Yaşadıklarıma bakarsanız, "Siyasetin 'S'sini bile ağzına almamalı" dersiniz ama ben tam tersi yaşadıklarımı siyasi sürecin bir parçası olarak görüyorum. O bakımdan siyaseti sürdürmeyi düşünüyorum.

Siyaseti ANAP'ta mı sürdüreceksiniz?
ANAP üyesiyim. ANAP'ta siyaset yapıyorum ama "Bu tercih doğru mu?" derseniz bu tartışılır tabii. Ortaya bir ‘merkezin yeniden yapılanması projesi’ konulması lazım. Sağda veya solda yeniden yapılanmanın Türkiye'ye bir faydası yok. Merkezde bir yeniden yapılanma olmalı. Türkiye'nin bunu tartışması gerekir. Ben bu projeyle ilgili fikirler üretiyorum ve belli ilişkiler içindeyim. Türkiye'nin bu yeniden yapılanma projesinin başına geçecek bir lidere ihtiyaç var. Bu lider bulunulursa, etrafında yeniden yapılanma oluşur. Ben de Türk halkı gibi o lideri arıyorum. Ben Mesut Yılmaz'ın, Erkan Mumcu'nun, Mehmet Ağar'ın, Tansu Çiller'in var olduğunu bilerek bunları söylüyorum. "Olur mu olmaz mı?" bilmiyorum ama ben "Olsun" diye yola çıktım. Bu konuda fikir birliğinde olduğum arkadaşlar var.

Siyaset söküğünü dikemiyor

Soruşturma komisyonları kuruluyor. Devr-i sabık yaratma çalışmalarına giriliyor… Bu işin bir insani yönü olmalı. Benimle ilgili komisyonda 9 AK Partili 5 CHP'li komisyon üyesi vardı. Uzun yıllardır siyasi çatışma ve çekişme içinde olduğumuz iki partinin 14 mebusu oturdular, bizimle ilgili bir karar verdiler. İş yapılan yerde iddialar her zaman olur. Ama herkesin vicdanını sızlatacak şekilde, herkesin "Böyle de suçlama olmaz!” diyebileceği bir ortamın ortadan kaldırılması siyasilerin birinci görevidir. Siyaset bu söküğünü bir türlü dikememiştir. Öncelikle TBMM komisyonlarının teşekkülünde dengeli oluşumlar sağlanır ve daha sonra da bu iş bir hukuk kuruluna tevdi edilebilir. Mesela Yargıtay Ceza Daireleri Genel Kurulu gibi. Başbakan ve Bakanlar da diğer kamu görevlileri gibi Danıştay kararları ile soruşturulabilir ve yargılanabilirler. Bir de verilecek olan nihai kararın mutlaka temyiz edilebilir olması lazım. Şu anda Yüce Divan kararına karşı yapılacak tek işlem var, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne gitmek.

Faruk Eskioğlu

12.08.2007