BOTAŞ ve TPAO Türkiye'nin iki devidir, dev gibi projelere imza atmışlardır. Türkiye'de kurumların ayrılmaları veya birleştirilmeleri konusunda fikir beyan edenler, benimsedikleri ve savundukları siyasi tercihlerine uygun açıklamalarda bulunmuşlardır. Yani, genelde ekonomik ve stratejik değerlendirmelerin yapılması gereken konuda, siyasi değerlendirmeler yapıla gelmiştir ve işin doğru bir platformda tartışılabilmesi imkânı hepten kaçırılmıştır. Ben, EkoENERJİ'nin bu konuyu gündemine almasını, sektör açısından bir şans olarak görüyorum.

Ülkemiz 2001 yılında başlayan bir süreçte, önce Elektrik daha sonrada Gaz ve Petrol Piyasası Kanunlarını çıkartarak, EPDK'yı kurmuş, böylelikle de enerji sektöründe işlevlerin serbest piyasada oluşacağı bir modeli benimsenmiştir. Bu süreç 57'nci hükümet döneminde benim bakanlığım esnasında elektrik ve doğalgaz piyasası kanunlarının TBMM’de kabulü ile başlamış, 58, 59, 60'ıncı hükümet dönemlerinde Petrol Piyasası Kanunu da çıkartılarak devam etmiştir.

Ben yasalar çıkarttıktan sonra yaptığım konuşmalarda, Petrol Piyasası Yasası'nı da çıkardıktan sonra, artık Enerji Bakanlığı bir genel müdürlük seviyesinde kalır diye beyanda bulunmuş idim.

Bu gün yeniden BOTAŞ ve TPAO'nun birleşmesinin konuşulmasının ana sebebi, bir yanda bakanlığın gerek kurumlara, gerekse EPDK'ya yaptığı yanlış, yersiz, haksız, kanunsuz müdahalelerin yanında, eş-dost, arkadaş, ahbap çavuş kayırmacılığı ile partizanca korumacılıklarıdır.

EPDK kendilerine yapılan müdahaleler karşısında, yasalara dayalı idari ve mali özerkliğini savunamamış, 5 yıl içinde kurula yapılan atamalarla bu hükümetçe yeniden oluşturulan kurul, yetkilerinin birer birer elinden alınışına seyirci kalmıştır.

Elektrik Piyasası, Doğalgaz Piyasası ve Petrol Piyasası Kanunlarında yapılan kişiye özel, şirketlere özet, bazı belediyelere özel değişikliklerle serbest piyasasın yerleşmesi, olgunlaşması değil, adeta yozlaşması sağlanmıştır. Serbest piyasanın oluşması için yapılan ihaleler 5 yıl da iki ayrı operasyona konu olmuş, BOTAŞ, EÜAŞ gibi kurumların ve bakanlığın genel müdürleri, müsteşar yardımcıları tutuklanmışlar, gözaltına alınmışlardır. Bugünlerde haklarında suç duyurusunda bulunulan bazı üst düzey yöneticiler makamlarını özel sektörde kendine yer yapmak için kullanmışlar ve kullandırmışlardır. Sonuçta ticari değil, siyasi tercihlere dayalı yasalarla silinen borçlarla, önce BOTAŞ borç batağına sokulmuş, kredilerle yaşar hale getirilmiştir, şimdi sıra TPAO'ya gelmiştir.

Bu nedenlerle, bu yönetim anlayışı içinde ayrı kalsalar da, bir araya gelseler de bir şey değişmez. Hatta bir araya getirilmeleri BOTAŞ'taki hastalıkların TPAO'dakilerle bulaşmasından daha da büyük zararlar ortaya da çıkabilir. Enerji sektörü şu anda ne kuş'tur ne de deve. Eğer gerçekten serbest piyasa kuralları uygulanacaksa, ayrı kalmaları zorunludur, yok böyle yarı hükümet müdahalesi yarı EPDK gibi bir çekişme veya sektörün EPDK üzerinden, hükümet tarafından yönetilmesine devam edilecekse, birleşseler ne olur?

Bu örnek kuruluşların içine düşürüldükleri durum, aslında sektörün bütününde de yaşanmaktadır, yapılamayan yatırımlar, yüzde 20'leri geçen kayıp-kaçak oranları, proje değerlerinin yarısı kadar bile elektrik üretemeyen termik santraller, üzüldüğümüz örneklerden bazılarıdır. Beceriksiz ve başarısız, kayırıcı ve kollayıcı bu yönetim devam ettikçe, enerji sektörünün ileri gitmesi değil, geriye gitmesi söz konusudur. Hâlâ bütün bu gidişe dur denilmez ve göz yumulur, etkin ve acil tedbirler alınmazsa, önce karanlık gelir, sonra da sistem çöker.